Düşünce ve Kuram Dergisi

Son Dönem Kürt-Çerkes İlişkileri Üzerine

Nodar Zeynaloviç Mossaki

Kafkas Savaşı’nın bir sonucu olarak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında Çerkesler [1] Osmanlı İmparatorluğu’na kitlesel bir biçimde göç etmişlerdir. Göç eden Çerkeslerin en büyük kısmı Türkiye’ye gönderilmişti (Zhemukhov, 2012). Kuzey Kafkasya’dan göçlerin esas kısmı 1863-1864 yılları arasında yaşanmış ve yarım yüzyıl boyunca devam etmiş, Osmanlı iktidarları ise bu olaydan bazı iç ve dış siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için yararlanmışlardı (Çoçiyev, 2001: 165).

Çerkesler, ilkesel olarak, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıf olduğu ve Osmanlı karşıtı direnişlerin güçlü olduğu “sıcak noktalara” yerleştirildiler (Bobrovnikov, 2010: 76). Birçok göçmen Rusya tarafından desteklenen ulusal kurtuluş hareketlerini bastırmak için yerleştirildikleri Balkan topraklarını yurt tuttu. [Göçmenlerin bir kısmı] Rusya ile çatışmaların yaşandığı sırada Türkiye Kürdistan’ında ve Türkiye Ermenistan’ında Osmanlı sınırlarını korumak ve Ermenilere karşı Kürtlerin [bazı kesimleri] ile birlikte cezalandırma operasyonlarını uygulamak için görevlendirildi (Çoçiyev, 2001: 166; Çoçiyev, 2007: 215). Bunun dışında, Çerkeslerin [bazı kesimleri] Kürtlere ve Araplara karşı da askeri bir güç olarak kullanıldı (Kaya, 2004: 224).

Çerkeslerin göç ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki adaptasyon süreçleri hiç de kolay olmadı (Çoçiyev, 2013; Çoçiyev, 2010) ve onlar Türkiye nüfusu arasındaki iktidara en sadık gruplardan biri oldular. Birçok Çerkes orduda, diğer güç odaklarında ve devlet hizmetlerindeki yüksek mevkilerde görev aldı, böylece onlar yeni koşullar altında kendi içlerinden bir etnik gelişme konsepti formüle edebilecek yetenekte herhangi bir ciddi ulusal-entelektüel elit tabaka çıkaramadılar (Çoçiyev, 2001: 169). Kürtlerden farklı olarak Çerkesler hiçbir zaman Türk devletinden kendi ulusal geleceklerini belirleme haklarını talep etmediler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Türk iktidarları tarafından Türk olmayan tüm Müslüman halklara yönelik (Yahudiler, Ermeniler ve Rumlar ulusal azınlık olarak kabul edilmişti) uygulanan Türkleştirme siyaseti her şeyden önce, Türk olmayan en büyük etnik grup olan ve aslında homojen bir Türk devleti yaratma yolunda tek engel olarak görülen Kürtlerle ilgiliydi. Eğer Türk iktidarları Kürt Sorununu Kürtleri asimile etme ve/veya imha etme yoluyla “çözmek”te başarılı olsaydı, Türkiye’de hiçbir zaman bir ulusal sorun ortaya çıkmazdı. Zira diğer halklar asimilasyoncu baskılara karşı gerçek bir direniş gösteremediler ve tamamen Türkleştiler. Öyle ki, Kürtlerden farklı olarak Çerkesler bugün ezici çoğunluk arasındaki coğrafi dağınıklıkları nedeniyle Çerkes dilini kullanamamaktadırlar.

Kürtleri asimile etme projesinin başarısızlığı onların Türk iktidarları ile olan ilişkilerinde bir değişim başlatmış, Türkiye’deki Kürt Özgürlük Hareketi’nin bazı başarıları Kürtlerin birtakım kültürel haklar elde etmesini sağlamıştır: Kürt dilini kullanma yasağı 1990’lı yılların başında kaldırılmış, Kürtçe yayın yasal hale gelmiş [2], 24 saat Kürtçe yayın yapan, devlete ait bir televizyon kanalı kurulmuş, Kürtçe öğretimi için kurslar açılmış ve Kürt örgütleri resmen faaliyet göstermeye başlamıştır vs.

Kürtlerden örnek alarak yüreklenen Çerkes örgütleri ise çok geçmeden kültürel hak talepleri ile ortaya çıkmaya başlamışlardır (Van Bruinessen, 1996: 7; Rizgari, 2009; Fırat Haber Ajansı, 2012a; Netkurd, 2009; Roj Tv, 2010; Rizgari, 2011; Netkurd, 2011; Demirel, 2011; Fırat Haber Ajansı, 2011). 2000’li yılların başından itibaren Türkiye’de sadece Kürtlerin ve Alevilerin değil, Çerkeslerin de ayrımcılığa maruz kaldıkları konusundaki iddialar çok daha sıklıkla duyulur olmuştur.   

Ulusçu Kürt düşüncelerinin Türkiye’de yayılması -Kürtlerin diğer etnik gruplarla ilgili genel demokratik (hatta “Radikal Demokratik”) konumlanışlarından dolayı- özellikle de Çerkesler arasında etnik öz-bilincin yükselmesine katkıda bulunmuştur (Kaya, 2004: 232). Bilhassa anadilde eğitim ve anadilin daha geniş kullanım hakkının sadece Kürtlere değil, Türkiye’de yaşayan diğer azınlıklara da verilmesi gerektiği düşünülüyordu. Ayrıca Türkiye Kürtlerinin temel askeri-siyasi gücü olarak, Türkiye’de yasaklı olan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile (…) [aynı sosyolojik tabandan gelen] örgütlerce ileri sürülen genel demokratik talepler arasında Rusya İmparatorluğu döneminde yaşanan “Çerkes Soykırımı”nın tanınması talebi de bulunmaktaydı.

Çerkes örgütlerinin ve onları destekleyen güçlerin son yıllarda “Soykırım” konusunu etkin bir biçimde güncelleştirmeleri özellikle belirtilmelidir. Bu sorunla ilgili ilk araştırmalar Batı’daki bilimsel yayınlarda ortaya çıkmıştır (Richmond, 2013; Kreiten, 2009). Çerkes diasporasının hızlı bir biçimde siyasallaşması ve “Soykırım” meselesinin etraflıca değerlendirilmesi Soçi’de 2014 yılında düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları öncesinde gözlenmiştir (Tsibenko, 2015: 57). Sonuçta, Çerkes örgütleri uluslararası destek de bulmuşlardır. Fakat bu destek, Çerkeslerin çıkarları konusundaki bir kaygıdan ziyade önemli derecede Rusya karşıtlığı koşuluna bağlı olmuştur (Borov, 2014). Aslında bu bağlamda Gürcistan’ın konumunu incelemek gerekir. Gürcistan, Mihail Saakaşvili döneminde “Çerkes Soykırımı”nı tanıyan ilk ülke olarak ortaya çıkmıştır ve Gürcistan parlamentosunun “soykırımı” tanıma kararı şu ana kadar iptal edilmemiştir. Açıktır ki, Gürcü iktidarlarının tarihsel gerçeklerle ilgili bir kaygısı yoktu, eğer olsaydı her şeyden önce Ermeni Soykırımı’nı tanırlardı.

Kendisine bağlı örgütlerle birlikte PKK, belki de “Çerkes Soykırımı”nın resmi olarak tanınmasını savunan ve Rusya karşıtı olmayan tek güçtür. Türkiye’de özel olarak Kürt Sorunu’na odaklanmış diğer Kürt parti ve örgütleri ise bu sorunla nadiren ilgilenmektedirler.

Bu bağlamda analiz, onlarca yerel yönetimi (…) kontrol eden ve parlamentoda etkili olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetiminin Çerkes Sorunu’na bakışını da güncel bir biçimde sunmaktadır. Ayrıca, amacımın Çerkeslerin Osmanlı İmparatorluğu’na göç etmesiyle bağlantılı olarak Kafkas Savaşı konusuna farklı yaklaşımları incelemek olmadığını belirtmek durumundayım. Çalışmanın amacı, sadece Kürtlerin “Çerkes Sorunu” ile ilgili konumlarını analiz etmektir.

Çalışmada temel olarak Türkiye Kürtleri arasında Kırmançi ve Zaza diyalektlerini kullanan (…) Fırat Haber Ajansı’na ve Dicle Haber Ajansı’na ait sitelerde yayınlanmış metinler incelenmekte ya da Türkiye’de Kürtçe yayın yapan tek günlük gazete olarak Azadiya Welat gazetesinden yararlanılmaktadır. Makale söz konusu materyallerin tamamını kapsamamakta fakat Kürtlerin “Çerkes Soykırımı” ile ilgili konumlarını temsil eden seçili yayınları esas almaktadır.

Analizi yapılan çalışmalar iki kategoriye ayrılabilir. İlk olarak Çerkes örgütlerinin “Soykırım” ile ilgili faaliyetleri hakkında okuyucular bilgilendirilmekte, ikinci olarak ise aynı konuyla ilgili (…) [Kürt örgütlerinin] konumu incelenmektedir. Kitle iletişim araçlarına yansıyan faaliyetler ile ilgili haberler, kural olarak, kendilerini kontrol eden siyasi örgütlerin pozisyonlarını da dolaylı bir biçimde göstermektedir. Analizi yapılan haberlerin esas kısmı Çerkes örgütleri tarafından her yıl 21 Mayıs’ta Çerkes Ulusal Yas Günü’nde düzenlenen faaliyetler ile ilgilidir.

19 Mayıs 2012’de (…) Halkların Demokratik Kongresi (HDK) yazılı bir bildiri yayınlayarak dünya kamuoyunu “Çerkes Soykırımı”nı tanımaya çağırmıştır. Belgede, 1864 yılının Mayıs ayında Çerkeslerin Çarlık Rusya’sı karşısında yenilgiye uğradıkları, “soykırım”a maruz kaldıkları, anayurtlarından sürülerek tüm dünyaya dağıtıldıkları ve deportasyon boyunca binlerce insanı açlık ve sefalet nedeniyle kaybettikleri ileri sürülmüştür. Bildiride ayrıca, diğer halklar gibi Çerkeslerin de asimilasyona maruz kaldıkları, dinsel ve kültürel haklarından mahrum bırakıldıkları belirtilmiştir (Aktaran Fırat Haber Ajansı, 2012b).

21 Mayıs 2013’te, Halkların Demokratik Partisi’nin öncülü olan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nü Anma Günü” vesilesiyle Rusya İmparatorluğu ile ilgili ve onun ulusal siyasetini yorumlayan benzer bir bildiri yayınlamıştır. Barış ve Demokrasi Partisi -ölen Çerkeslerin anısına saygı duyarak- anayurtlarının özgürlüğünü savunan Çerkeslere soykırım uygulandığını, 21 Mayıs 1864’ün “insanlık tarihindeki en büyük trajedilerden biri” olduğunu ve 21 Mayıs’ın 19. yüzyılda Çarlık Rusya’sı tarafından yok edilen 2 milyon insanı anma günü haline geldiğini ileri sürmüştür (Aktaran Fırat Haber Ajansı, 2013a).

(…) [Kürt] kitle iletişim araçları Soçi Olimpiyat Oyunları öncesinde Çerkes örgütleri tarafından düzenlenen çeşitli eylem ve etkinliklere de geniş biçimde yer vermişlerdir. “Çerkes Soykırımı’na dikkat çekmek ve 22. Kış Olimpiyat Oyunları’nı kınamak amacıyla” İstanbul’daki Rusya Başkonsolosluğu önünde bir protesto eylemi yapıldığı bildirilmiş, etkinliğe katılan kuruluşların gösteri boyunca “soykırımı kınayan pankartlar açtıkları” belirtilmiştir (Dicle Haber Ajansı, 2014). Etkinliğe katılan Halkların Demokratik Partisi, Soçi’deki olimpiyatları boykot eden, Türkiye’deki tek büyük siyasi parti olmuştur (Halkların Demokratik Partisi, 2014).

(…) “Anadolu ve Mezopotamya Halkları” adlı yapılanma tarafından düzenlenen çeşitli etkinlikler de Çerkeslerin talepleri ve sorunlarından Kürt basınında söz edilebilmesi için bir vesile olmuştur. Sözü edilen sorunlar Çerkeslerin Rusya İmparatorluğu’ndan sürgün edilmesi, Türkiye’de uygulanan asimilasyon siyaseti ve Wubıx dilinin yok olması ile ilgiliydi (Fırat Haber Ajansı, 2013b). Kürt partileri ideolojilerine “Kürtlük-üstü” bir karakter vermeye çalışıyorlardı ve Türkiye’deki tüm az nüfuslu halkların, taleplerini ifade edebilmeleri için kendilerini birer platform olarak sunuyorlardı. Kitle iletişim araçlarında (Türk makamlarının çeşitli eylemleri nedeniyle, örneğin Diyarbakır’daki Kürtçe ilkokulun kapatılması ile ilgili) Kürtlere sempati duyan Çerkeslerin açıklamaları yayınlanıyordu. Çerkesler Kürt yayın organları aracılığı ile “soykırım”, deportasyon ve asimilasyon politikaları konusunda açıklamalar yapma fırsatını kaçırmadılar (Küray, 2014).

(…) [Kitle iletişim araçlarında yayınlanan] mesajlardaki haber karakteristiğine rağmen, “soykırım” olayını kabul ettikleri açıkça görülüyordu, çünkü Çerkes örgütlerinin bakış açısı detaylara dek yansımıştı. (…) [Kürt sosyolojisindeki bu konuyla ilgili genel tutumu] bu makalede yararlanılan Kürtçe metinlerin başlıklarının tercümesi bile açık bir biçimde göstermektedir.

Kürtlerin Çerkes Sorunu ile ilgili konumlarının az ya da çok net bir biçimde oluşması ve bu konudaki haberlerin zirve yapması 2014-2015 yıllarına rastlamaktadır. Türkiye’deki parlamento seçimleri 2015 yılının Haziran ve Kasım aylarında yapılmıştı. Seçim kampanyalarının başlaması ile Kürt örgütleri de aktive olmuşlar ve Halkların Demokratik Partisi, Çerkeslerin (…) [desteğini almak] amacıyla harekete geçmişti. Parti olarak konumlanışı sadece Kürtlere yönelik değil, ama aynı zamanda Çerkeslere, Lazlara, Ermenilere, Asurilere ve diğer halklara yönelikti. Bu parti, asimilasyona karşı mücadele eden diğer halklar gibi Çerkeslerin de kendisini destekleyeceğini düşünüyordu (Akpınar, 2015a; Azadiya Welat, 2015a). Çerkes aktivistlerin ifadelerine göre ise Çerkesleri yok oluştan tam olarak Halkların Demokratik Partisi kurtarabilirdi (Akpınar, 2015a).

Halkların Demokratik Partisi, kendi aday listesine ulusal azınlıkların temsilcilerini ve bu arada birkaç Çerkesi de dâhil etmişti. [3] Seçim kampanyası sırasında partinin eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (Kaf-Fed) liderleri ile görüştü. Görüşmede kendi demokratik fikirlerini dile getirdi ve iktidarı eleştiren bir konuşma yaptı. Bu konuyla ilgili yayınlanan haberde Kaf-Fed Başkanı Yaşar Aslankaya’nın açıklamasına da yer verildi. Söz konusu açıklamada Çerkeslerin sürgünü, şu anda verdikleri varoluş mücadelesi ile asimilasyon politikalarına değiniliyor, Çerkeslerin dil ve ulusal kültürlerini kaybetmekte oldukları ifade ediliyordu (Aktaran Fırat Haber Ajansı, 2015a). Çerkeslerin HDP’ye destek vereceği bildirilen haberde, “(Kafkas Savaşı’nda) 500 bin Çerkesin katledildiği, halkın çok büyük bir kısmının anayurdundan sürüldüğü, Çerkeslerle dolu gemilerin yanaştığı sadece Trabzon’da, sürülenlerin 53 bin kadarının öldüğü” belirtiliyordu (Akpınar, 2015a).

17 Mayıs 2015’te Dicle Haber Ajansı’nda yer alan bir haberde, “Çerkes Soykırımı Kurbanları”nın anılmakta olduğu bildiriliyor ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde Çerkes örgütleri tarafından düzenlenen eylemlere yer veriliyordu. 2015 yılındaki parlamento seçimleri öncesindeki bu eylemlere Halkların Demokratik Partisi’nden temsilciler de katılmıştı (Dicle Haber Ajansı, 2015a). HDP; “Çerkes Soykırımı”nı tanımış ve bununla ilgili etkinliklerde de yer almıştır.

Birkaç gün sonra aynı haber ajansında bir haber yayınlandı ve 21 Mayıs’ın Çerkesler tarafından, sonucunda halkın % 90’ının sürüldüğü ya da yok edildiği “Soykırım Günü” olarak anıldığı bildirildi. Aynı haberde (…) gazeteci-yazar İnci Hekimoğlu’nın açıklamalarına da yer veriliyordu. İnci Hekimoğlu, ordusunun taze kan ihtiyacını gidermek amacıyla Osmanlı iktidarlarının Çerkeslerin sürülmesi için Rusya ile gizli antlaşmalar yaptığını, Çerkeslerin Osmanlılar tarafından askeri bir güç olarak kullanıldıklarını ve Ermeni Soykırımı’na katıldıklarını; Kürtler, Lazlar ve Gürcüler ile birlikte Türkleştirme siyasetine maruz bırakıldıklarını belirtiyordu. Hekimoğlu, kuşaklar boyunca sürgünde yaşayan milyonlarca Çerkesin günümüzde kültürlerini ve kimliklerini kaybetmenin eşiğinde bulunduğunu ve “Görülmeyen” bir etnik grup olduklarını ifade ediyor, sürgün nedeniyle bugün yedi Çerkes’ten sadece birinin tarihsel anayurdunda yaşamakta olduğunu belirtiyordu (Aktaran Azadiya Welat, 2015b; Aktaran Dicle Haber Ajansı, 2015b).

Kuzey Kafkas halkları ile ilgili olarak Kürt kitle iletişim araçlarında verilen bilgilere göre, Rusya tarafından gerçekleştirilen “soykırım”ın ardından Osmanlı İmparatorluğu’na sürülen Kafkasyalıların bir kısmını da Çeçenler oluşturuyordu. Çeçenlerin bir bölümü Kürdistan’a gönderilmişti, onların torunlarından bazıları bugün Suriye sınırında Mardin ilindeki Kızıltepe’de yaşıyor. Fırat Haber Ajansı, “Mardin’deki Çeçen halkının temsilcisi” Adil Güler’in cümlelerini aktarmıştı. Buna göre, Çeçenler HDP’yi destekleyeceklerdi çünkü HDP’nin siyaseti “sadece Kürtlerin değil, ama aynı zamanda Türkiye’deki tüm halkların haklarını korumaya yönelik”ti. Haberde, “Çeçen temsilcinin” “Kafkas halklarına uygulanan soykırımın Rusya tarafından tanınmasını” talep ettiği kaydedilmişti. Adil Güler, “soykırım”ı yüz seneden daha uzun bir süredir tanımayan ve yeri geldiğinde bunu siyasi amaçları için kullanan Türk iktidarlarının ikiyüzlülük yaptığını belirtiyordu. Fırat Haber Ajansı ayrıca, (…) Rusya İmparatorluğu’nun Kafkasya’daki kolonyal siyasetinin ilkelerini ve Kafkasya’nın Müslüman halklarının bağımsızlık için verdikleri mücadeleyi dile getirmişti. “Çerkes Soykırımı” bir gerçeklik olarak tanınıyor ve hatırlatılıyordu. Bunların yanı sıra, Rus-Türk ilişkilerine de değiniliyor, Rusya ile savaşlarında Çerkeslerin Türkiye’den yardım istedikleri fakat aslında Çerkeslerin sürgünündeki suç ortaklarından birinin de onları kendi amaçları için kullanan Osmanlı İmparatorluğu olduğu belirtiliyordu (Sür, 2015a; Sür, 2015b). Çerkesler sıklıkla Osmanlıların milliyetçi politikalarının uygulanmasında gayri ihtiyari bir biçimde bir müttefik haline gelmişlerdi. Bu konuda farklı vurgular yapılmaktadır. Ermeni Soykırımı analizlerinde, Çerkeslerin Ermeni halkının imhasına katıldıkları belirtilmiştir (Arslan, 2015). Fakat Çerkeslerin bu soykırıma katılmalarının sorumlusu olarak suçun Osmanlı iktidarında olduğu da (“Çerkesler kullanıldılar…” şeklinde) ifade edilmektedir (Sür, 2015a; Sür, 2015b).

Böylece, Osmanlı İmparatorluğu’na Rusya ile savaşlarında Kuzey Kafkas halklarının sunduğu destek konusu da “Çerkes Soykırımı” sorununun bileşenlerinden biri olmaktadır. Birçok yönden, Kürtlerin Rus-Türk savaşlarındaki rolü ile ilgili algılamalara benzemekte ve Türklerden duyulan bir hoşnutsuzluğa da işaret etmektedir. Çerkeslerin ve Kürtlerin söz konusu savaşlarda (Osmanlı İmparatorluğu’na) verdikleri destek ile ilgili henüz yeterli düzeyde değerlendirme yapılmamıştır.

21 Mayıs 2015 tarihinde, “soykırım”ın 151. yıldönümünde Halkların Demokratik Partisi, bildirisinde “Çerkes Sorunu”nun çağdaş yönüne odaklanmış, bu halkın acısını paylaştığını ve taleplerini de desteklediğini açıklamıştır. Buna göre, Rusya Federasyonu Çerkeslerden özür dilemeli ve onlara çifte vatandaşlık hakkı tanımalıdır, ayrıca Çerkeslerin anayurtlarına dönüşü için gereken hukuksal temelleri oluşturmalıdır. Bildiride Türkiye yönetimine, Çerkeslere uyguladığı asimilasyon siyasetini sona erdirmesi ve Çerkes dilinin eğitim süreçlerinde kullanılabilmesi için resmen izin vermesi çağrısı da yapılmıştır (Aktaran Fırat Haber Ajansı, 2015b).

2015 yılındaki seçimlerin sona ermesiyle birlikte Kürt kitle iletişim araçlarında “Çerkes Soykırımı” konusuna ilgi biraz azalsa da, “Azadiya Welat” gazetesi zaman zaman Çerkeslerin trajik tarihleri ile ilgili materyaller yayınlamaya devam etmiştir. 21 Mayıs 1864’te Rus ordusunun zaferi ile sonuçlanan savaşların sonucunda, Çerkeslerin sürüldüğü ve Kuzey Kafkasya’daki nüfuslarının ani bir biçimde azaldığı vurgulanmıştır (Azadiya Welat, 2016a; Azadiya Welat, 2016b).

Konuyla ilgili haber ve yazılar çoğunlukla “soykırım”ın yıldönümlerinde yayınlanıyordu. 21 Mayıs 2016’da Dicle Haber Ajansı, “Çerkes Soykırımı”nın 152. yıldönümü ile ilgili düzenlenen etkinliklerin haberini vermiş; 1,5 milyon insanın sürüldüğünü, 500 bin insanın öldüğünü bir kez daha hatırlatmıştır. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Erdoğan Boz’dan aktarma yapılarak; Rusya’nın on yıllarca kolonizasyon politikaları uyguladığı ve bunun sonucunda yüz binlerce insanın öldüğü, Çarlık Rusya’sının bu “soykırım”ı planlı ve taammüden gerçekleştirdiği, sonuç olarak Rusya’nın “Çerkes Soykırımı”nı tanımak zorunda olduğu bildiriliyordu. E. Boz’a göre, “soykırım” sadece fiziksel imha olarak görülmemeliydi, kimliğin ve dilin inkârı da bir “soykırım”dı, dolayısıyla dilin, kültürün ve kimliğin yok oluşuna katkı yapan politikaları ile Türk iktidarları da “soykırım” konusunda suçluydular (Aktaran Kepenek, 2016).

“Soykırım Günü” vesilesiyle Halkların Demokratik Partisi bir bildiri yayınlamış, Kafkasya’nın fethinden sonra Çarlık Rusya’sının etnik temizlik yapma ve Çerkesleri Osmanlı İmparatorluğu’na sürme kararı aldığını belirtmişti. Bildiride ayrıca, Çarlık Rusya’sı ile Osmanlı İmparatorluğu arasında analoji yapılıyor ve bu iki devletin Çerkeslere yaklaşımlarının benzerliği üzerinde duruluyordu (Dicle Haber Ajansı, 2016).

Böylece; Kürt kitle iletişim araçlarında yayınlanmış haberler üzerinden yapılan bu analiz göstermektedir ki, Kürtler “Çerkes Soykırımı”nı tanımak konusunda hemfikirdiler. Bu sadece etik-ahlaki bir bakış açısından dolayı değil, fakat aynı zamanda bir politik mücadele enstrümanı olarak da böyleydi. Bununla birlikte, Çerkes örgütlerinin “soykırım”ın tanınması taleplerini destekleyen ve parlamentoda temsil edilen Kürt partisi olarak HDP, Çerkeslerden daha radikal taleplere sahipti ve Türk iktidarına yönelik sert eleştirilerde bulunuyordu. O dönemde, 2014 yılında Çerkesler tarafından kurulan Çoğulcu Demokrasi Partisi ise iktidara yönelik talep ve şikâyetlerde bulunmaktan kaçınıyor, esas olarak Rusya’yı kınama konusuna odaklanıyordu. Yani Kürtler “Çerkes Sorunu”nu sadece ve özel olarak Çerkeslerin çıkarlarına bağlı kalmadan algılamaktaydılar.

Açıktır ki, Kürtlerin konumu her şeyden önce kendi kimliklerini güçlendirme ve geniş seçim merkezleri ağı oluşturma çabalarına bağlıydı (Tsibenko, 2015: 57). Kürt kitle iletişim araçlarında çıkan ve Çerkeslerin önemli bir kısmının Kürtlere eğilim gösterdiği haberlerine rağmen, “Çerkes Soykırımı”nın Kürtler tarafından Türk iktidarını manipüle etmenin bir aracı olarak kullanılması aslında Kürt partilerine herhangi bir ciddi siyasi kazanç sağlamamıştır (Aydın, 2015). Türkiye’de yaşayan Kuzey Kafkas halklarının seçimlerde Kürtleri tercih ettiği görüşü ise fazlasıyla abartılıdır.

 

KAYNAKLAR

[1] Burada ve daha sonra “Çerkes” kavramı geniş anlamda kullanılmakta ve sadece Adığe halklarını değil, Kuzey Kafkasyalı diğer etnik grupları da (en başta Çeçenler olmak üzere) kapsamaktadır. Kuzey Kafkasya halkları Türkiye’de “Çerkes” kavramı altında ortak bir görüntü sergilemektedirler. Fakat “Çerkes”lerin esas kısmını Adığe (Çerkes) halkları oluşturmaktadır.

[2] Günümüzde Türkiye’de bazı Kürt kitle iletişim araçlarına uygulanan yasaklar yayın diline bağlı değildir. Bu yasaklar, söz konusu kitle iletişim araçlarının yasaklı örgütlerle olan bağlantısı ile ilgilidir.

[3] Örneğin, İzmirli (Şapsığ Kökenli) Sosyalist Çerkes Kadını Ülkü Yalçınkaya (Akpınar, 2015b).

  • Akpınar, Ü. (2015a). “Çerkesên xwedi li çand û zimanê xwe derdikevin dibêjin HDP” [Kültürünü ve Dilini Koruyan Çerkesler HDP’yi Destekliyor] Fırat Haber Ajansı, 01.05.2015.
  • Akpınar, Ü. (2015b). “Namzeta HDP’ê ya Çerkes: Piştî berxwedana Kobanê tevlî siyaseta aktîf bûm” [HDP’li Çerkes Kadın Aday, Kobani Direnişi’nden Sonra Aktif Siyasetle Uğraşmaya Başladı] Fırat Haber Ajansı, 22.04.2015.
  • Arslan, F. (2015). “Li cihê komkujiya Ermeniyan kombûna gelan” [Ermeni Soykırımı’nın Olduğu Yerde Halklar Toplantısı] Fırat Haber Ajansı, 24.04.2015.
  • Aydın, Ö. (2015). “Çerkezên li Samsûnê dijîn: Dengê me ji HDP’ê reye!” [Samsunlu Çerkesler Konuşuyor: Biz HDP’ye Oy Vereceğiz] Fırat Haber Ajansı, 21.05.2015.
  • Azadiya Welat. (2015a). “Malbata Çerkes piştgiriyê dide HDP’ê” [Çerkes Ailesi HDP’yi Destekliyor] Azadiya Welat Gazetesi, 23.10.2015.
  • Azadiya Welat. (2015b). “Hetanê nika terteleyê Çerkezan” [Çerkes Soykırımı Devam Ediyor] Azadiya Welat Gazetesi, 22.05.2015.
  • Azadiya Welat. (2016a). “Şarê surgunî yê Kafkasya: Çerkezî” [Çerkesler: Kafkasya’nın Sürgün Halkı] Azadiya Welat Gazetesi, 25.02.2016.
  • Azadiya Welat. (2016b). “Dîroka ke şer surgin û talanî reyde cîyarto: Çerkesî” [Çerkesler: Savaşın ve Sürgünün Tarihi] Azadiya Welat Gazetesi, 02.03.2016.
  • Bobrovnikov, V.O. (2010). “Muhacirstvo v ‘Demografiçeskikh Voynakh’ Rossii i Turtsii” [Rusya’nın ve Türkiye’nin ‘Demografi Savaşları’nda Göç] Vostok (Oriens). Afro-Aziatskiye Obşestvo: İstoriya i Sovremennost. 2010. No 2. ss. 67-78.
  • Borov, A. Kh. (2014). “Politizirovannaya Etniçnost: ‘Çerkesskiy Vopros’ – Eşe Odin Oçag Napryajennosti Na Severnom Kavkaze?” [Siyasallaşmış Bir Etnisite: “Çerkes Sorunu” – Kuzey Kafkasya’da Yine Bir Gerilim Odağı mı?] Obşestvennıye Nauki i Sovremennost. 2014. No 3. ss. 109-118.
  • Çoçiyev, G. (2001). “Severokavkazskaya Diaspora v Turtsii (Sotsialno-Politiçeskiye Aspektı Etniçeskoy Evolutsii vo Vtoroy Polovine XIX i v XX v.)” [Türkiye’deki Kuzey Kafkas Diasporası (19. Yüzyılın İkinci Yarısı ve 20. Yüzyıldaki Etnik Evrime Sosyo-Politik Bakışlar)] Diasporı. 2001. No 1. ss. 162-195.
  • Çoçiyev, G. (2007). “On the History of the North Caucasian Diaspora in Turkey” [Türkiye’deki Kuzey Kafkas Diasporasının Tarihi Üzerine] Iran & The Caucasus. 2007. Cilt 11. No 2. ss. 213-226.
  • Çoçiyev, G.V. (2010). “Otrajeniye Problem Sotsialnoy Adaptatsii Severokavkazskikh İmmigrantov v Osmanskoy İmperii v İkh Obraşeniyakh K Vlastyam (Vtoraya Polovina XIX v.)” [Kuzey Kafkasyalı Göçmenlerin Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Sosyal Adaptasyon Sorunlarının İktidar ile İlişkilerine Yansıması (19. Yüzyılın İkinci Yarısı)] Vestnik Severo-Osetinskogo Gosudarstvennogo Universiteta im. K.L. Khetagurova. Obşestvennıye Nauki. 2010. No 2. ss. 84-90.
  • Çoçiyev, G.V. (2013). “Petitsiya Çerkesskoy Znati Porte (Okolo 1872 G.)” [Çerkes Soylularının Osmanlı Sarayına Toplu Dilekçesi (1872 Yılı Dolayları)] Vostok. Afro-Aziatskiye Obşestva: İstoriye i Sovremennost. 2013. No 2. ss. 124-142.
  • Çoçiyev, G.V. (2015). “Çerkesskoye Dvijeniye v Turetskoy Respublike: Deyatelnost Severokavkazskikh Diaspornıkh Organizatsiy v 1945-2015 GG.” [Türkiye Cumhuriyeti’nde Çerkes Hareketi: 1945-2015 Yılları Arasında Kuzey Kafkas Diaspora Örgütlerinin Faaliyetleri] İzvestiya Severo-Osetinskiy İnstitut Gumanitarnıkh i Sotsialnıkh İssledovaniy im. V.İ. Abayeva Vladikavkazskogo Nauçnogo Tsentra RAN i Pravitelstva RSO-A. 2015. No 17(56). ss. 78-88.
  • Demirel, S. (2011). “Çerkez jî rabûn piyan” [Çerkesler de Ayaklandı] Azadiya Welat Gazetesi, 12.03.2011.
  • Dicle Haber Ajansı. (2014). “Çerkesan bi armanca bibîr xistina komkujiya Soçî çalekî pêk anîn” [Çerkesler Soçi’deki Soykırımı Anmak İçin Harekete Geçti] Dicle Haber Ajansı, 02.02.2014.
  • Dicle Haber Ajansı. (2015a). “Victims of Circassian Genocide commemorated” [Çerkes Soykırımı Kurbanları Anıldı] Dicle Haber Ajansı: 17.05.2015 http://diclenews.com/en/news/content/view/457383?from=3534286294
  • Dicle Haber Ajansı. (2015b). “Circassian People Struggles For Visibility” [Çerkes Halkı Görünürlük İçin Mücadele Ediyor] Dicle Haber Ajansı, 21.05.2015.
  • Dicle Haber Ajansı. (2016). “Komkujiya berî 152 salan hat şermezarkirin” [152 Yıl Önceki “Soykırımın” Kınanması] Dicle Haber Ajansı, 21.05.2016.
  • Fırat Haber Ajansı. (2011). “Me berê Tırkî nedizanî, niha em zimanê xwe nizanin” [Eskiden Türkçe Bilmiyorduk, Şimdi Kendi Dilimizi Bilmiyoruz] Fırat Haber Ajansı, 22.05.2011.
  • Fırat Haber Ajansı. (2012a). “Çerkez daxwaza televizyonek 24 demjimêrî dikin” [Çerkesler 24 Saat Yayın Yapacak Televizyon Talep Ediyor] Fırat Haber Ajansı, 25.04.2012.
  • Fırat Haber Ajansı. (2012b). “HDK: Em êşa gelê Çerkez parve dikin” [HDK: “Çerkes Halkının Acısını Paylaşıyoruz”] Fırat Haber Ajansı, 19.05.2012.
  • Fırat Haber Ajansı. (2013a). “BDP: Em êşa gelê Çerkes parve dikin” [BDP: “Çerkes Halkının Acısını Paylaşıyoruz”] Fırat Haber Ajansı, 21.05.2013.
  • Fırat Haber Ajansı. (2013b). “‘HDK ji bo Çerkezan hêviyeke’” [“HDK – Çerkeslerin Umudu”] Fırat Haber Ajansı, 27.10.2013.
  • Fırat Haber Ajansı. (2014). “Çerkesan bi armanca bibîr xistina komkujiya Soçî çalekî pêk anîn” [Çerkesler Soçi’deki Soykırımı Anmak İçin Harekete Geçti] Fırat Haber Ajansı, 02.02.2014.
  • Fırat Haber Ajansı. (2015a). “Demîrtaş Federasyona Komeleyên Kafkas ziyaret kir” [Demirtaş, Kafkas Dernekleri Federasyonu’nu Ziyaret Etti] Fırat Haber Ajansı, 25.03.2015.
  • Fırat Haber Ajansı. (2015b). “Daxwazên HDP’ê yên ji bo gelê Çerkez” [HDP, Çerkes Halkının Haklarını Talep Ediyor] Fırat Haber Ajansı, 21.05.2015.
  • Halkların Demokratik Partisi. (2014). “Soçi’ye Katılmak Soykırımı Onaylamaktır” Halkların Demokratik Partisi İnternet Sitesi: 06.02.2014 https://www.hdp.org.tr//basin-aciklamalari/sociye-katilmak-soykirimi-onaylamaktir/642
  • Kaya, A. (2004). “Political Participation Strategies of the Circassian Diaspora in Turkey” [Türkiye’deki Çerkes Diasporasının Siyasal Katılım Stratejileri] Mediterranean Politics. 2004. Cilt 9. No 2.
  • Kepenek, E. (2016). “‘Bila komkujiya Çerkesan bê nasîn’” [“Çerkes Soykırımı’nın Tanınması Gerekir”] Dicle Haber Ajansı, 21.05.2016.
  • Kreiten, I.A. (2009). “A Colonial Experiment in Cleansing: The Russian Conquest of Western Caucasus, 1856-1865” [Kolonyal Bir Etnik Temizlik Deneyi: Rusya’nın Batı Kafkasya’yı Fethi, 1856-1865] Journal of Genocide Research. Special Issue: New Perspectives on Soviet Mass Violence. 2009. Cilt 11. Sayı 2-3. ss. 213-241.
  • Küray, Z. (2014). “Herî zêde gelê Çerkes ji gelê Kurd fêm dike!” [Kürtlerin Çoğu Çerkesleri Anlıyor!] Fırat Haber Ajansı, 16.09.2014.
  • Netkurd. (2009). “Şeş milyon Çerkez jî televizyonê dixwazin” [Altı Milyon Çerkes Televizyon Talep Ediyor] www.netkurd.com 06.01.2009.
  • Netkurd. (2011). “Çerkez daxwaza perwerdeya bi zimanê xwe dikin” [Çerkesler Kendi Dillerinde Eğitim Talep Ediyor] www.netkurd.com 21.02.2011.
  • Richmond, W. (2013). The Circassian Genocide. Series: Genocide, Political Violence, Human Rights. [Çerkes Soykırımı. Soykırım, Politik Şiddet, İnsan Hakları Serisi] New Brunswick: Rutgers University Press, 2013.
  • Rizgari. (2009). “Weşana Kurdî cesaret da Çerkezan!” [Kürtçe Yayın Çerkesleri Cesaretlendirdi] www.rizgari.com 06.01.2009.
  • Rizgari. (2011). “Çerkes jî perwerdehiya zimanê zikmakî dixwazin” [Çerkesler Anadillerinde Eğitim Talep Ediyor] www.rizgari.com 21.02.2011.
  • Roj Tv. (2010). “‘Ên din’ ên Tirkiyeyê zimanê xwe yê zikmakî dixwazin” [Türkiye’deki “Ötekiler” Anadillerini Talep Ediyor] http://www.roj.tv 20.02.2010.
  • Sür, S. (2015a). “Gelê Çeçen jî dibêje ‘HDP’” [Çeçen Halkı HDP’yi Destekliyor] Fırat Haber Ajansı, 22.05.2015.
  • Sür, S. (2015b). “Roja şînê ya gelên Kafkas: 21’ê Gulanê” [21 Mayıs: Kafkas Halklarının Yas Günü] Fırat Haber Ajansı, 21.05.2015.
  • Tsibenko, V.V. (2015). “Severo-Zapadnıy Kavkaz v Politiçeskom Fokuse Turtsii v Kontekste Parlamentskikh Vıborov 2015 G.” [2015 Parlamento Seçimleri Bağlamında Türkiye’nin Siyasi Odağındaki Kuzeybatı Kafkasya] Gumanitarnıye i Sotsialno-Ekonomiçeskiye Nauki. 2015. No 5. ss. 56-63.
  • Van Bruinessen, M. (1996). “Kurds, Turks and the Alevi Revival in Turkey” [Kürtler, Türkler ve Türkiye’deki Alevilerin Uyanışı] Middle East Report. Minorities in the Middle East: Power and the Politics of Difference. Temmuz-Eylül 1996, No 200. ss. 7-10.

Zhemukhov, S. (2012). “The Birth of Modern Circassian Nationalism” [Modern Çerkes Milliyetçiliğinin Doğuşu] Nationalities Papers. 2012. Cilt 40. No 4. ss. 503-524.

 

Son Dönem Kürt-Çerkes İlişkileri Üzerine

Rusya Bilimler Akademisi

Doğu Çalışmaları Enstitüsü, Moskova

Rusçadan Türkçeye Çeviren: YELDAR BARIŞ KALKAN 

 

Bu makalede, Kürt dilinde yayın yapan kitle iletişim araçlarının belgeleri kullanılarak Türkiye’deki Kürt örgütlerinin Çerkes Sorunu ile ilgili konumları analiz edilmektedir. Söz konusu Kürt örgütleri arasında en etkilileri, Kürdistan İşçi Partisi ile bu konuda ortak bir konumda yer alan Halkların Demokratik Partisi vd. örgütlerdir. “Çerkes Soykırımı” sosyo-politik açıdan Kürt toplumunda mutlak bir realite olarak algılanmakta ve sıklıkla Türk iktidarlarını eleştirmenin bir aracı olarak kullanılmaktadır. Makale, “Vostok” (Oriens) adlı dergide (2017, No:2) Rusça olarak ve Nodar ZEYNALOVİÇ MOSSAKİ imzasıyla yayınlanan, “Pozitsiya Prokurdskikh Organizatsiy Turtsii v Çerkesskom Voprose: Po Materialam Kurdoyazıçnıkh SMİ” (“Türkiye’deki Kürt Örgütlerinin Çerkes Sorunu ile İlgili Konumları: Kürtçe Kitle İletişim Araçlarının Belgeleri ile”) başlıklı incelemenin Türkçe tercümesinden oluşmaktadır. Makalenin Türkçe başlığı çevirmen Yeldar Barış KALKAN tarafından belirlenmiştir. Yazar Nodar ZEYNALOVİÇ MOSSAKİ, tarih bilimleri kandidatı (doçent) olup aynı zamanda Rusya Bilimler Akademisi Doğu Çalışmaları Enstitüsü kıdemli araştırma görevlisidir. Makale Rusyalı bir Kürt akademisyenin bakışı ile son dönem Kürt-Çerkes ilişkilerini analiz etmesi açısından önemlidir.

 

 

Bunları da beğenebilirsin