Düşünce ve Kuram Dergisi

İlk Toplum İnşa Mühendisleri: Rahip,Mekan Ve Ziggurat

 Mehtap Kıyar

“Oysa tarih,bir şey  gösterirse eğer her düzenin, her sömürü biçiminin, her kurumun, her kavramın, her hiyerarşinin, her karşı çıkış imkanının ve söylemin insan eliyle başka biçimlerde inşa edildiğini, usul usul da olsa tekrar dönüştürüldüğünü, yapılıp bozulduğunu gösterir.” 1

Hegel’in ünlü deyimiyle tarihin basitçe tekerrürden ibaret olduğunu söyleyemeyiz, ancak toplumlar tarihinde yaşanmış olan her şeyin dönüşerek de olsa varlığını sürdürdüğü güçlü bir iddiadır.  İçinde bulunduğumuz an değerlendirilirken tarihsel temel üzerinden ele alındığı takdirde çözüm niteliği taşıyacaktır. Günümüz sistemlerine getirilecek eleştiriler ve bu doğrultuda getirilecek alternatif çözümlerin tarihsel verilere dayandırılması önemlidir.Keza,

“Tarih Bizde, Biz Tarihin Başlangıcında Saklıyız”

Bu anlamda içinde bulunduğumuz “krizli” sürecin analizi tarihsellik ile beraber ele alınmalıdır. Müthiş bir şekilde insanlık ve ahlak yitiminin yaşandığı 21.yy  bu mirası sınıflı devletli toplumdan almaktadır.  Ve tarih bilimi, özelde sınıflı toplumun oluşumu ve bunu hazırlayanlar söz konusu olduğunda bize zengin veriler sunar. Yazılı ve sözlü tarih, arkeolojik kazılar daha ayrıntılı değerlendirmemize  imkan sunmaktadır. Ulaşabildiğimiz bilgilerin ileriki dönemlerde yeni buluşlarla yeniden yorumlanma imkanı olmak ile birlikte, bilebildiğimiz tarih ışığında sınıflaşma ve devlet olgularını ele almak ahlaki ve politik toplum inşasında bir harita görevi görecektir.

Ana kaynak elbette Mezopotamya’ dır. Toplum tarihimizin tüm ilklerinin vuku bulduğu mekan, sınıflaşma ve devlet olgusunun ortaya çıkışının neredeyse mükemmel bir örneğini sunar. Tüm ilklerin –insanlık değerlerinin-  ana rahmi Mezopotamya uygarlıkları, devletli  toplumun nasıl, hangi değerler üzerinden yükseldiği soruları; tarihteki  seyri ve gelişimine bakarsak ;

Sümer ve Sümer Külliyatından Beslenen Uygarlıklar

 “İdeolojik yeniden kuruluşun başrolü” olan Sümer Uygarlığı incelenmeye değerdir. Yine günümüze kadar birçok sistemin oluşumunda etkili olması tarihteki önemini daha da artırmaktadır. Elbette devletli toplum yazıcıları gibi tarihi; beslendiği dönemlerin önemi azaltılarak sadece Sümerlerde başlatmak eksik bir tanımlamadır.

Böyle ele alış tarzı iktidar sistemlerine de hizmet edecektir. Keza ondan önce yaşanmış binlerce yıllık Neolitik toplum değerlerini görmemektedir. Yine de buluşları (icatları),  kurumları, ve ideolojileri ile bir çok mekanizmaya perspektif oluşturması itibariyle ele alınmalıdır.” Sümer düşünce ve inanç tarzı farkında olunmasa da, insanlığın zihni ve ruhsal yapısı üzerinde dolaylı da olsa etkisi halen güçlü global değeri olan bir sistemdir.”

Sümerler M.Ö 4000 yıllarında yaşamış, birçok inançsal(dinsel), edebi, mimari, hukuki uygarlıksal gelişmelerin ilk yaratıcısı ve uygulayıcılarıdırlar. Sümer külliyatı, kendinden önceki ana kadın etrafında şekillenen toplumsallıktan beslenmiştir. Rahipler(şaman) ve mekanızigguratlar ilk cinsel kırılmanın temsilidir aynı zamanda. Tanrıçaların değerlerinin (bilgilerinin ) çalınması ve köle sınıfının oluşturulması ile hiyerarşik yapının temelleri atılmıştır. Yine de mitolojiler ve araştırmalar incelendiğinde kadının toplumdaki öncülük rolünün Sümerler’de (hatta daha sonra Mısır ve Hitit uygarlıklarında) ilk dönemlerde etkin olduğu görülmektedir. Çatalhöyük Arkeoloğu James Mellaart ; “ Kadınların konumunun açıkça önemli olduğunu” söylüyor. Tanrılar ve insanlar dünyası olarak toplumsal yapı parçalanmış da olsa, çok tanrılı-tanrıçalı inançların olması, kadınların kendilerine ait tapınaklarının bulunması, tanrısallığın dişilik ‘an’ ekiyle adlandırılması, Ninhursag’ın (dağlık bölge kraliçesi) panteonda (tanrılar kurulu) güç sahibi olması, rahiplerin eğitiminin tanrıçalar tarafından verilmesi, yine tanrıçalar hizmetinde olmaları, Tanrıça İştar’ın şahsında kadınların mülk edinebilmesi ve ticarete atılabilir olmaları gibi birçok ayrıntı bu durumu kanıtlar niteliktedir. Yine doğal toplumda kadının toprak ile eşleştirildiği biliniyor.Sümer yaratılış destanında insanın(Adem) topraktan yaratılma anlatımı yaşamın tekrar kadın ile bağlantı olmasıdır. Tüm bunların ışığında neden ilk kadının cezalandırıldığı, kadının ve kadın şahsında toplumun düşürülüşü sorgulatıcıdır. Rahibin çarpıtarak oluşturduğu düzene karşı duran kadının, silahsız bırakılma deneyimi olarak etkinlik alanı daraltılmıştır. Ve belli roller biçilmiştir. Rahipler “toplumsal cinsiyet tabanlı”hiyerarşinin ilk yaratıcılarıdırlar. Büyücülerin daha çok kain olması, doğa-evren birlikteliğini çözümlemesi ve bunu yaşama uygulaması, dönemin bilimcisi olma gerçekliği gösterir. Bilgi, kadın öncülüğünde tüm toplumun değeri ve erdemidir. Bu anlamıyla kadın erdeminlerinin ve kutsallıklarının cezalandırıldığını söyleyebiliriz. Bilginin toplumun elinden alınıp (çalınıp) tekelleşmesi kaybedişinin başlangıç aşamasıdır.

Gelişen üretim araçları, artan nüfus ve güvenlik bir sistem ihtiyacını doğurmuştur. Ürünün çoğalması ve artı ürünün açığa çıkması, buna paralel birikim kültürünü oluşturmuştur. Rahipler bu gücü, köleleştirme ve ‘kul’ sistemi ile yürütmüşlerdir. Ve müthiş bir ideoloji ile sistemlerini geliştirmişlerdir. Bununla ilgili Ali Fırat; “Sümer mitolojisinde tanrılar düzenin ‘kul’ u yaratması en büyük icatlardan biridir.”3 belirlemesi ile birlikte ‘zorun tek başına başarılı olmayacağını vurgulamıştır. “Rahipler ve diğer aydın kesimler ideoloji yaratıp yayarken, elbette insanlara ‘gelin sizi hizmetçi yapacağım’ diyerek bunu başaramayacaklarını çok iyi bilmektedirler. Zorla birlik yerine esas olarak insanlığın o zamanki zihniyet ve ruh yapıları üzerinde kuracakları kesin egemenlik ile bu işin üstesinden geleceklerini de çok iyi bilmektedirler. “4    demiştir. Sümer rahiplerinin belki de en stratejik yaklaşımları kölelik sistemini inançla örmeleridir. İlerde daha da kurumsallaşacak “devletçi dinciliğin” oluşumunu içinde barındırmaktadır. Tek tanrılı dinlerde bu birikimden beslenmiştir. Musa’nın Yetra rahibinden etkilenmesi böyle bir durumdur. Sümer tapınakları ve Eddubalar rahip kralların düşünce okullarıdır. Bu zihniyet inşacıları dönemin toplum mühendisleri, (şaman, rahip, şeyh diye devam eden) Tanrı-kul buluşları ile rızaya bağlı köleler yaratmışlardır.

Daha sonraki uygarlıklar Sümerlerin gelişmiş versiyonudur. Akad Hanedanlığı(M.Ö 2350-2250) ve Kralı Amorit kökenli Sargon herkesin istilacı olarak bildiği kolonyalisttir. Ticari ve dini yayılmanın, tek krallığın temsilidir. Yine Babil (M.Ö 2000-550) köleci devletli toplumun ‘maddi ve ideolojik kültürünün’ kimliğini temsil etmektedir. Babil Kulesi işgal merkezidir. Hammurabi hukuk kuralları eşitsizliğin, hiyerarşinin oluşmaya başladığı ortamda zorunluluğa dayanan kurallar bütünlüğü olarak açığa çıkmıştır. Asur (M.Ö 300-650) asker emperyalizminin ve soykırımın temsilcisidir. Tüm bu oluşumlar ve devamındaki kuruluşlar Sümer rahiplerinin ideolojisinin sonsuz çalışma azmi ile gelişim seyrini göstermektedir. Bu aynı zamanda cinsiyetçi sınıflı toplumun da oluşum hattıdır. Elbette bu dönemler içerisinde karşı koyuşlar da açığa çıkmıştır. Enki-İnanna, Marduk-Tiamat çatışmaları mitolojik anlatımla tanrıça kültürünün ve akabinde toplumun baş aşağı gidişine ‘dur’ mücadelesinin ifadesidir. Bu, yüzyıllara sirayet edecek muazzam sistem kurucuları rahip ve mekanızigguratın ayrıntılanması sınıflı toplum paradigmasının anlaşılması açısından önemlidir.

Rahip(Şaman)

“Rahiplik sınıflı toplumun oluşum merkezidir. İdeolojik önderliğidir. İlk sınıflı karargah ve yönetim merkezidir.”5

Daha önce rahiplerin ‘rıza’ yöntemine değinmiştik. Zorun meşrulaştırılması inanç değerleri kullanılarak ikna ile sağlanmıştır. Rahipler, Tanrıça ve doğal toplum eksenli kültürleri ataerkil (patriarkal) bakış açısıyla yorumlayan, evreni, insanı ve yaşamı bu temeller üzerinden geliştirenlerdir. Tanrı-devlet baba serileri, koruyucu ve yüce değerleri olmuştur. Ve toplum canı pahasına bu kutsallığı korumak ve büyütmek için ikna olmuş ve emek vermiştir. Yaşadıkları eziyetlerin son bulacağı mekanın ; ölümden sonra kavuşulacak cennettir! Yine rahip ve kralların buyrukları-emirleri yerine getirilmediği takdirde cezalandırılacak mekan olarak cehennemin yaratıcılarıdırlar. IŞİD örgütü, adeta  21.yy Asur’un pratik  yaratımı gibidir. İdeolojilerini de İslam ideolojisine dayandırdıkları biliniyor. Boyunlarına taktıkları anahtarların “cennetin” anahtarı, kadın savaşçılar tarafından öldürülmeyi de “cehenneme” gidecekleri inancı ve bu doğrultuda hareket etmeleri ve katliamın baş aktörleri rolünü üstlenmeleri traji-komik olmak ile birlikte bir gerçekliktir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi uyuşturucu veya afyon etkisi değildir. Cihat adına yapılan katliamları farklı siyasi oluşumlarda yine din adına yapıyorlar.

Mekanı ve ideolojik merkezi, ‘rahibin karargâhıdır’. Yine bu noktada A.Fırat’nın değerlendirmesi kavratıcıdır. “Zigguratlar daha sonraki uygarlık toplumlarının adeta merkezi gibidir. Bu, o denli ideal bir kuruluştur ki, bugün sayıları yüzbinleri, nüfusları milyonları aşan kent toplumunu doğuran ana modeldir. Hatta belirtmiştim kent toplumunda kurumlaşan devlet tipi örgütlenmenin ana rahmidir.”7

Ziggurat rahiplerince tasarlanan tanrı-krallar ölümsüz addelirler.  Rahipler politik ve taktiksel araçlarla, onlarsız (Tanrılar-Devletsiz) toplumun kaosa sürükleneceğinin algısını geliştirmişlerdir. Devleti icat etmiş ve kurumsallaştırmışlardır. Yerel örgütlenmeler ile tüm topluma nüfuz etmişlerdir. Devletin prototipi ‘aile’  rahibinde yerel örgütlülüğüdür. İktidarın kendini sürdürebilmesi için her bireyin içine –ruhuna- tohumlarını ekip yeşertmesi gerekir. Bireylerin eril iktidar ideolojileri ile büyümeleri, doğalında devlet sistemleri büyüten katalizör güç olacaklardır.Yerellere yerleştirilen bu sistemlerle kent-devleti de örülmüştür. İlk çağ toplum mühendisi rahipler için şu husus belirtlebilinir: Sistem kazandırma itibarıyla mimaride, sanatta, eğitimde ve bilimde ilkleri temsil etmeleri belki bir artı olarak görülebilir. Yine çalışma disiplini, kararlılığı, taktik ve pratik öncülüğü alternatif model inşacıları için dikkate değerdir.

İhtişamı İle Ziggurat

Mimari, sanat ve tekniğinde en büyük gelişmeyi sağladığı uygarlık Mısır uygarlığıdır (M.Ö 300-525). Sümerlerden sonra açığa çıkan ilk köleci uygarlıktır. Halk mezarlıklarına adını verdikleri labirent ve firavun mezarlıkları olan Piramitler insan kanı ile yükselttikleri ‘eşsiz’ sanat eserleridir. Sümercede ‘dağ evi’ anlamına gelen hatta kimi yorumlara göre ;Zik(g):karın, göbek, Kur(gur):dağ, at(hat):gelen anlamını taşıyan yukarıdan aşağıya doğru dikey örgütlü hiyerarşik dönem zigguratlar, şekil ve işleyiş itibariyle piramitlerle aynı düzene sahiptir. En altta halk,köleler,çalışanlar,kadın,orta kat yönetici elit sınıf(memur) sonra rahip-din adamları,ikna gücü ve en üstte tanrı-krala aittir. Tanrılar kurulu animist inanç ile birlikte ele alındığında toprak ile özdeştirilen kadının, doğurduğu her insanda (ruh olarak) yaşamını devam ettirmesi, ruhun farklı biçimlerde sonsuzlaşması ölümsüz insan-tanrı fikriyatını beslemiştir. Bu süreklilik ve belki de yıldızların, gökyüzünün sonsuzluğu bu düşünceyi daha da güçlendirmiştir. Her şeye hâkim olabilmek için onlarca tanrı-tanrıça yaratılmıştır. Güneş, ay,savaş,barışvb …

Sınıf-inanç-cinsiyet bağlamında  Ziggurat yapısının şekil olarak farklılaşsa da dünya düzeni haline getirildiği bir gerçekliktir. Dönemin zorba tek kralı Sargon günümüz ‘tek adam rejiminin’ arketipidir. Bu gerilik düzeyi ile dünyanın adeta Hypatia’nın buluşuyla elips değil, piramit şeklinde olduğuna inandırmak isteselerde binlerce yıllık direniş geleneği sonsuz umut içerir.

Toplum Mühendislerine Karşı Toplumsallık İnşacıları Olarak Aşkla Toplumu Özdeğerlerine Kavuşturmak

 Dönemin yetkin toplum mühendislerinin kadını, toplumu yenilgiye uğratmasının sonucunu yaşamaktayız. ‘Savaş’ yıkıcı bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır. İktidarın kendini sürdürdüğü savaş kalıcı toplumsal barış dinamiğine evrildiği takdirde, hiyerarşik toplumun kendini sürdürme olanağı kalmayacaktır. Bu temel oluşum dinamiklerinin beslendiği kanallardan biride ilk sömürülen sınıf olarak kadındır. Bu, çözüm içinde mesaj taşımaktadır. Toplumu özdeğerleriyleyaşatıp, geliştirebilecek yegane kimlik kadın kimliğidir. Tüm demokratik inşa mekanizmalarında aktif olarak kadının yer alması, kadın bakış açısıyla işletilmesi güçlü sonuçlar açığa çıkaracaktır.Tek adam rejimi ve militanlarının; ekolojiyi darbeleyen çıkarcı politikaları, dogma, sorgulatmayan, ezbere tekniklerle ilerletilen eğitim sistemi, bağımlı yargı sistemi ve daha birçok alan kadın bakış açısıyla düzenlenmediği ölçüde yaşanabilir bir dünya olmayacaktır. Ve biz hala en çok ölen göçmenler,çocukları, doğal afetleri, savaşları, krizleri konuşmaya devam edeceğiz.

Sınıflı topluma dayanan Kapitalist Uygarlık derin bir bunalım içerisindedir. Kaoslarla beslenen bu sistem, kaosların dağıtılması ile yıkılışı hızlanacaktır. Sömürülecek yeni pazarlar ve insanlar yoktur. Çünkü bilinçlenen her birey ile birlikte, sömürüye açık alan ve birey kalmayacaktır. ‘Tarihin Sonu ‘ gibi kaderci, mücadelesizliği besleyen teorilerin karşısında, yaşamı on binlerce yıllık tarihsel-kültürel birikim ve değerlerle birlikte inşa vardır. Toplumu teknik bir araç gibi ele alan, (dünyayı robotların yürüteceği tezleri de dahil) uyuşturan,yozlaştıran salt aklın korkunç sonuçlarıyla toplumu gerileten toplum mühendislerinin karşısında demokrasi ve sosyalizm temelli inşa vardır.

Başkaldıran İnnana’danDehaka, Hakikat için diri diri yakılan Çek rahip Jean Husu’ dan Bruno’ya, İbn-i Sinalar, İbn,iRüştler,LeylaQasımlar,Seyit Rızalar gibi direniş geleneğimiz, bilim ve teknolojilerdeki ilerlemelerle Sümer rahiplerinden daha avantajlı olduğumuz bir gerçekliktir. Onların çalışma azmi ve temposunu daha da aşarak, enerjimizi doğru temelde örgütleyip, strateji ve beyin gücü oluşturarak ahlaki ve politik toplum çalışmaları daha da büyütülebilir.

“Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir”8 İnsanlık değerleri ile tekrar buluşmada karalıyız ve bu bir başlangıç…

 Kaynakça

1.”Kim varmış biz burada yok iken”,Cemal KAFADAR

2.SümerRahip Devletlerinden Demokratik Halk Cumhuriyetlerine Doğru, BİLGE

3.Sümer Rahip Devletlerinden Demokratik Halk Cumhuriyetine,BİLGE

4.Uygarlık,BİLGE

5.Uygarlık,BİLGE

6.Toplumsal Cinsiyet Ve İktidar, R.W.CORNELL

7.Uygarlık,Bilge

8.Simyacı, PAULO COELHO

Diğer Kaynaklar;” Modernite Sözlüğü” ve “Yöntem Hakikat ve Mitoloji” ERKAN PİŞKİN

Bunları da beğenebilirsin